BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi

 

Sosyal Medya Kullanımı ve Ekran Süresi

Sosyal Medya Kullanımı ve Ekran Süresi 

 

Modern teknoloji parmak uçlarımıza dünya dolusu bilgiyi yerleştirmiş durumda. Teknoloji hayatımızı birçok yönden kolaylaştırmış olsa da yeni stres kaynakları da ortaya çıkarmıştır. Çoğumuz periyodik olarak her şeyi fişten çekmenin veya dijital bir detoksun iyi olacağına inanırız. Ancak bunu uygulamak ve ısrarcı olmak o kadar kolay olmayabilir. Çünkü modern teknoloji ulaşabildiğimiz kadar, istediğimiz şekilde, hemen veya istediğimiz zaman erişebileceğimiz bir noktaya gelmiş durumdadır.

Peki, kötü bir film izlemek yönetmen/senaristin payı olduğunu mu gösterir yoksa izlediğimiz ekran mı suçludur? 

Artan ekran kullanım süresi güçlü bir pekiştireç ve kaçınma davranışı olarak sıkça başvurduğumuz başa çıkma stratejisine dönüşmüş durumdadır. Yapmak istemediğimiz, ertelediğimiz görev ve sorumluluklardan kaçmada sıkça güvenlik davranışlarına başvururuz. Ertelemenin getirdiği anlık keyif, kaygı seviyemizi düşürse de uzun vadede görev ve sorumluluklarımız ertelemek bireysel ve akademik olarak bizi istemediğimiz yerlere sürükleyebilir. 

 

          

 

Yukarıda yer alan grafikte olduğu gibi bizi kaygılandıran ve endişelendiren düşünceler ve imgeler yerini ekranda vakit geçirmeye, bir şeyler izlemeye bıraktığında düşen kaygı seviyesiyle karşılaşırız. Ancak sürekli olarak kaçınma davranışlarıyla bezeli bu model uzun vadeli olarak bir çözümden daha çok problemlere neden olmaktadır. Bu grafikten farklı olarak başka bir model de mümkün olabilir. Ertelediğimiz durumlardan kaçınmak yerine maruz bırakma başlangıçta bireylerin yüksek bir kaygı seviyesi yaşamasıyla sonuçlanabilir. Ancak giderek artan maruz bırakma bireylerde iki büyük farkındalığı da beraberinde getirmektedir. 

  1. Bireyler, korkuları ve endişelerinin sandıkları ve bekledikleri kadar kötü olmak zorunda olmadıklarını fark edebilir. 
  2. Bireyler, kaygı seviyelerinin sonsuza kadar aynı seviyede, yönetemeyecekleri şekilde devam etmez zorunda olmadığını görebilir.

 

        

 

Bu modelde ilk denemede artan bir kaygıyla karşı karşıya kalan birey, kendini daha fazla maruz bıraktığında daha az kaygı seviyesini deneyimleme ve birçok beceri kazanma şansını elde etmiş olur. Kaygı seviyesinin yönetilemeyeceği, sürekli olarak yüksek seviyede ilerleyeceği gibi yanlış inançlar da test edilmiş olur. 

Aşırı ekran kullanımı diğer bağımlılıklarda olduğu gibi benzer özellikler göstermektedir;

  1. Aşırı kullanım. Dünyada ortalama sosyal medyada geçirilen süre; 2 saat 25 dk. Türkiye'de ise 2 saat 57 dk. 
  2. Mahrum kalma ve sonuçları
  3. Başarısız kontrol altına alma girişimleri
  4. İlgi duyulan aktivitelerden uzaklaşma
  5. Açık/bilinen sonuçlarına rağmen aşırı kullanım
  6. Kaçma veya rahatlama girişimi olarak kullanma
  7. İlişki veya akademik kariyerin tehlikeye atılması 

Ekran kullanımı ve artan sosyal medya kullanımı yeni kavramların ortaya çıkmasıyla sonuçlanmıştır. Nomofobi; (no-mobile-phone phobia) telefonu kaybetme, bataryanın bitmesi veya internete erişimin sınırlanması nedeniyle ortaya çıkan korku durumu. Telefonu cevaplama yemek yerken veya TV izlerken gerçekleştirdiğimiz ve erteleyemediğimiz bir durum olabilir. Sürekli telefona gelen bildirimler için kontrol etme isteği, nereye gidersek gidelim telefonu yanımızda getirmek nomofobiyle karakterize olan bir durumdur. Fear of missing out (FOMO), gündemi kaçırma korkusu olarak açıklanabilse de aslında potansiyel bir durum veya fırsatı kaçırmadan doğan sosyal kaygıdır. FOMO daha çok algılarımızla ilgilidir. Şu anda bile yapmak istediğimiz, parçası olmak istediğimiz şeylerden uzakta olabiliriz. Bir şeyleri kaçırmak sürekli olarak devam eden bir deneyimken sosyal medya bu durumu daha görünür kılarak karşımıza çıkarmaktadır. Hayatımızda öne çıkan, çarpıcı şeylere yer veriyoruz. Ancak diğerlerinin hayatlarında neler olduğuna dair çok fazla bir fikrimiz yok. Tüm paylaşımlar iyi, güzel, gururlu, mutlu, şanslı hissettiğimiz karelerden oluşuyor. Ancak her zaman öyle olmayabilir. 

Bilinçli Bir Kullanım İçin Neler Yardımcı Olabilir?

  1. Problemi tanıma. Sosyal medya kullanımına devam ederken “Ne olacak? Canım sıkıldığında giriyorum”, “Kimseye zararım yok, internet hayatımda problem değil” var olan problemin reddedilmesine neden olur. Bu nedenle ekran süresinin takip edilmesi ve ideal kullanım süresinden fazla olduğu zamanların çoğalması bir problemi tanımlıyor olabilir. 
  2. Sosyal medya denetimi ve kontrolü
  3. Daha iyi bir çevrimiçi deneyim oluşturma. Neleri takip etmek daha keyifli? Bazı yakınlarımız sosyal medyayı gerçekten kötü kullanıyor olabilir, ya da düşünceleriniz çok zıt olabilir ve bunların hepsi deneyiminizi daha kötüleştirebilir. Bu durumlarda onları sınırlamak sizin elinizde.
  4. Müdahaleler 
  • Davranışsal düzenleme
    • Günlük kullanımının ne olduğunu gözetleme ve değerlendirme. Hangi zaman dilimi, hangi aktiviteler ve hangi duygular aşırı internet kullanımıyla sonuçlanıyor?
    • Rutin aralar oluşturma

    • Telefonu alarm olarak kullanıyorsanız, telefonun yataktan uzak olması ve yatağın sadece uyku alanı olarak kalması telefonsuz bir ortamda odaklanmaya çabalama

    • Telefon olmadan pazara veya markete gitme-fazla ekran süresinin yerini alabilecek fiziksel aktiviteler

  • Yeniden yapılandırma
    • Hangi uyumsuz düşüncelerin aşırı internet kullanımı için birer tetikleyici olarak görüldüğü ele alınır. Kendi dünyalarına ilişkin çarpıtılmış düşünceler;“İnsanları sevmiyorum kimse bizi takdir etmiyor/değer vermiyor” “İnternet ortamı saygı duyduğumuz ve takdir aldığımız tek yer”. Bu düşünceleri test etmede "Bu düşünce %100 doğru mu olmak zorunda?" "Başka bir açıklaması olabilir mi?" "Desteklemeyen ve destekleyen kanıtlar neler?"
    • Bilişsel yeniden yapılandırma kişilerin yorumlarının gerçekliğini ve geçerliğini test etmelerine yardımcı olur. “Her şeyi kaçırıyorum” (Telefonu arada sırada kontrol etmem durumunda büyük ihtimalle her şeyden haberin olacak) “Hayal kırıklığıyım, başarısızım” (Bir önceki projeyi bitirememiş olabilirsin ama gelecek proje bu şekilde sonlanmak zorunda değil)