unv-logo

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi

Bağımlılıkla Mücadele

BAĞIMLILIK

Bağımlılık, bireyin bir madde, nesne ya da davranış üzerindeki yönetimini kaybederek kontrolsüz bir döngüye girmesidir. Türkiye Bağımlılıkla Mücadele (TBM) Programı verilerine göre bu durum, sadece kullanım sıklığıyla ilgili değil; eylem kesildiğinde ortaya çıkan yoksunluk belirtileriyle (öfke, uykusuzluk, huzursuzluk) karakterize bir tablodur (Ögel, 2018; Yeşilay, 2018).

Bağımlılık süreci genellikle masum bir "iyi hissetme" veya "performans artırma" arzusuyla başlar. Amerikan Psikiyatri Birliği (2013) verileri ışığında süreci şu şekilde evreleyebiliriz:

  1. İlk Adım: Kişi genellikle maddeyi kendi iradesiyle denemeye karar verir.
  2. Kontrol Kaybı: Tekrarlayan kullanım, bir noktadan sonra niyetten bağımsız olarak öz denetimi devre dışı bırakır.
  3. Dürtüsel Dönüşüm: Günlük yaşamın bozulmasına rağmen, başlangıçtaki gönüllü kullanım yerini engellenemez bir dürtüye ve "zorunlu" bir kullanıma bırakır.

Bağımlılık sadece bir alışkanlık değil, beynin fiziksel yapısını değiştiren bir hastalıktır. Amerikan Psikiyatri Birliği (2013), bağımlılığın gelişmesiyle birlikte bireyin duygu durumunda ve düşünce sisteminde kalıcı bozulmalar yaşandığını belirtir. Modern görüntüleme teknikleri; beynin karar verme, yargılama, hafıza ve öğrenme gibi kritik alanlarında işlevsel sorunlar olduğunu kanıtlamaktadır.

DSM 5 Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabında (2013) yer alan bağımlılık kriterleri şunlardır:

  • Tasarladığından daha uzun süreli kullanım
  • Geçmişte başarısız bırakma girişimleri
  • Zamanının çoğunu madde bulmaya ve kullanmaya ayırma
  • Olumsuz etkilere ve zarar görmeye rağmen kullanmaya devam etme
  • Madde kullanım isteği
  • Tolerans (kullanılan madde miktarının yeterli gelmemesi sebebiyle giderek artırılması)
  • Yoksunluk (Amerikan Psikiyatri Birliği, çev. 2013).

Bağımlılığı tek bir nedene bağlamak doğru değildir; bu durum, çok boyutlu bir yapıya sahiptir ve çeşitli etkenlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Bağımlılığın gelişiminde özellikle psikolojik ve biyolojik faktörlerin belirleyici bir rol oynadığı görülmektedir. Bu süreçte, beyinde önemli bir nörotransmitter olan dopaminin işleyişi olumsuz yönde etkilenmektedir. Dopamin; düşünme, duygulanım, motivasyon, hareket, dikkat ve karar verme gibi temel bilişsel ve davranışsal süreçlerde kritik bir işleve sahiptir. Bağımlılık süreci ilerledikçe dopamin salınımında düzensizlikler ortaya çıkmakta ve bu durum beynin normal işlevlerini yerine getirmesini zorlaştırmaktadır. Dolayısıyla bağımlılık, merkezi sinir sistemi başta olmak üzere farklı organ sistemlerini etkileyen bir hastalık olarak değerlendirilmektedir (Korkut, 2007).

Bağımlılık Nasıl Oluşur?

Bağımlılığın ortaya çıkışı karmaşık bir süreçtir. Bu süreçte birden fazla faktörün etkileşimi söz konusu olabilir. Özellikle psikolojik ve biyolojik etkenlerin bağımlılığın gelişiminde önemli bir rol oynadığı ifade edilmektedir. Bağımlılık, beyinde dopamin adlı nörotransmitterin düzenli işleyişini bozarak sinir sistemi üzerinde etkili olmaktadır. Dopamin; düşünme, duygusal süreçler, motivasyon, hareket, dikkat ve karar verme gibi birçok temel işlevde rol oynayan önemli bir kimyasaldır. Bağımlılık süresi uzadıkça dopamin salınımında düzensizlikler meydana gelmekte ve bu durum beynin normal işleyişini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu bağlamda bağımlılık, merkezi sinir sistemi başta olmak üzere çeşitli organ sistemlerini etkileyen bir hastalık olarak değerlendirilmektedir (Korkut, 2007).

Bağımlılıktan Sonra Neler Olur?

Bağımlılık geliştiren bireyler, bağımlı oldukları maddeye ya da davranışa erişemedikleri durumlarda hem bilişsel hem de davranışsal açıdan çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Özellikle madde kullanımına bağlı olarak gelişen fizyolojik alışkanlıklar, bireyin beden kontrolünü olumsuz etkileyebilmekte ve ciddi yoksunluk belirtilerine yol açabilmektedir. Bu süreçte birey, bağımlılık nesnesine ulaşabilmek için kendi değerleriyle örtüşmeyen davranışlar sergileyebilir ve bu durum hem kendisine hem de çevresine zarar verme riskini artırabilir. Bağımlı bireyin davranışları büyük ölçüde bağımlılık nesnesi tarafından yönlendirildiğinden, günlük yaşam sorumluluklarını yerine getirmekte güçlük yaşadığı görülmektedir.

Öte yandan, bazı bağımlılık türleri yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de önemli sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle uyuşturucu madde kullanımı ve kumar bağımlılığı, hukuki açıdan suç teşkil edebilen davranışlarla ilişkilidir ve bu durum diğer suç türlerini de tetikleyebilmektedir. Bu bağımlılıkların sağlık, adalet, eğitim, sosyal refah ve güvenlik gibi birçok alanda olumsuz etkileri bulunmaktadır. Dolayısıyla bağımlılık, yalnızca bireyin yaşam kalitesini düşürmekle kalmayıp, toplumsal düzen üzerinde de önemli etkiler yaratmaktadır.

Bağımlılık her ne kadar ciddi bir sağlık sorunu olsa da, uygun müdahalelerle tedavi edilebilmektedir. Bu süreçte tıbbi destek ve uzman yardımı büyük önem taşımaktadır. Bireyin ihtiyaçlarına göre planlanan psikolojik müdahaleler kapsamında baş etme becerilerinin geliştirilmesi, öfke kontrolü çalışmaları, aile ile yapılan görüşmeler, motivasyon artırıcı teknikler ve bireye özgü terapi yaklaşımları uygulanmaktadır.

Faydalı Kaynaklar

Bağımlılık hakkında ayrıntılı bilgi almak için aşağıdaki kaynakları inceleyebilirsiniz:

  • 101 Soruda Bağımlılık (2019). [Link: 101 Soruda Bağımlılık | Yeşilay (yesilay.org.tr)]
  • APA Dictionary of Psychology (2021). Addiction. [Link: https://dictionary.apa.org/addiction]
  • American Psychiatry Association (2021). What is addition? [Link: https://www.psychiatry.org/patients-families/addiction/what-is-addiction]
  • World Health Organization ICD-11 for Mortality and Morbidity Statistics (2021). Disorders due to substance use or addictive behaviours. [Link: https://icd.who.int/browse11/l-m/en#/http://id.who.int/icd/entity/1602669465]